2009 Yılı Kazı ve Araştırma Sonuçları
|
PDF Olarak İndir
Arazi Çalışmaları: (Resim 1)Güvercinkayası (Çatalsu, Gülağaç-Aksaray) Kazısı, 01.08.2009 tarihinde, genel temizlik çalışmasıyla başlatılmıştır . Çalışmalar, aşağı yerleşmede 6 G, 6 H, yukarı yerleşmedeyse 7-8 G ve 7-8 F açmalarında yoğunlaştırılmış ve 9 F plânkaresinin ilâvesiyle genişletilmiştir. ![]() Resim 1: 6 H açması, kuzeybatıdan, genel. Arka plânda teras duvarı. Aşağı yerleşme 6 H açmasında yapılan çalışmalara, yukarı yerleşmeden devam eden kerpiç teras yapısına, destek olarak inşa edildiği düşünülen, doğu batı uzantısındaki kalın duvarın kaldırılmasıyla başlanılmıştır. Bundan amaç, iş güvenirliğini sağlamak ve bu duvar tarafından kesilen konutların nasıl devam ettiğini anlamaktır. Duvarın kontrollu şekilde kaldırılmasından sonra, önceki yıllarda büyük bölümü ortaya çıkarılan M1 ve M5 mekânlarının taban seviyelerine kadar inilmiştir. Kaldırılan duvarın doğu bölümünün hemen altında da, çeperi yelpaze biçiminde yayılarak kalmış, olası bir silo ortaya çıkartılmıştır (Ptk.1). ![]() Resim 2: Aşağı yerleşme çalışma alanları, genel. Yukarı yerleşmeyi kapatan sur duvarının önünde konuşlanan 6 G açmasının üst dolgularını, dik bir meyille düşen kuzey yamaç akıntısı oluşturmaktadır. Bol taş molozlu bu akıntının temizlenmesi, oldukça uzun bir zaman kaybını da beraberinde getirmiştir. Dışarıdan bakıldığında, altında pek bir şeyin bulunamıyacağı izlenimini uyandıran, ± 2m kalınlığındaki bu dolgu altında kilitlenmiş, umulandan çok daha fazla ve sağlam durumda kalıntının bulunduğu anlaşılmıştır (Resim 3). Bol taşlı ve gevşek dokudaki üst akıntının altında, sur duvarının alt taş sıraları seviyesinde, yukarı yerleşmedeki ağır yangınla doğrudan ilintili olduğu düşünülen, yoğun ahşap yanıklı bir düzleme inilmiştir. Bu düzlemin altındaki toprak, daha sarımsı bir renktedir. ![]() Resim 3: Sağ plânda kısmen temizlenmiş haliyle 6 H-G açmaları üzerinden geçen yamaç akıntısı. İki sezon önce 6 H açmasının güney alanında saptanan, üçgen biçimli kaya çıkıntısından başlayarak, arazinin doğal basamaklarına uyacak biçimde batıya yönlenen ana duvarın da sarımsı renkli toprak seviyesinden itibaren, sağlam bir şekilde devam ettiği görülmüştür (Resim 4). Ana duvar, ±10m kadar ilerledikten sonra, bir köşe yaparak kuzeye dönmektedir. Gene bir kaya çıkıntısına yaslanarak sonlanan batı kanadının uzunluğuysa ± 9 m kadardır. Bu duvar sisteminin içinde kalan alanın güney bölümünde, 6 H (M5) açmasından devam eden, güneydoğu-kuzeybatı doğrultusunda, dıştan dışa 8.5m x 3.5m boyutlarındaki dar uzun bir konut, kademeli olarak yerleşmiştir. Konutun büyük odasında (6 G/M3), olası kiler hücresinin (6 H/M5) hemen önünde yer alan fırının (Tn.7) ve yuvarlak ocağın (Oc.2) konumları genel düzene pek uymamaktadır. Özellikle fırının ağızının kiler odasına bakması, bölme duvarının daha sonraki bir dönemde ilave edilmiş olabileceğini düşündürmektedir. ![]() Resim 4: 6 G-H açması, batıya yönlenen ana duvar, genel. Bu bölümden elde edilen en önemli küçük buluntu, kalın duvarın hemen altında ortaya çıkan mermerden, kundakta bir bebeği yansıttığı önerilen heykelciktir (GK’09-106). Heykelcik sivri başlı, yuvarlak yüzlü, kolları ve bacakları oldukça küt ve şişman gövdelidir. Yüzde gözler iki ince çizgiyle belirtilmiştir. Vücut üzerindeyse, giysilerle ilgili olduğu düşünülen, göğüs altından bir roba gibi geçen ince yive her iki omuz üzerinden çaprazlama inen birer ince hat kavuşmaktadır. Kalın duvarın altından, geçen yıllarda sadece kuzey bölümleri açığa çıkarılabilen 5-6 H/M3 mekânının kiler hücresi olabilecek bölümü de gelmiştir. Ufak taşlarla örülü bölme duvarının sınırladığı alanda, 6 H/M3 odasının mevcut tabanlarından daha üst seviyeye yerleşmiş bir fırının kalıntısı açığa çıkarılmıştır. Kiler hücresiyle M3 mekânını batıdan sınırlayan duvarın da, diğer duvarlara göre daha üst seviyede konumlandığı kesinlik kazanmıştır. 5-6 H açmalarında, kuzey-güney doğrultusundaki uzun duvarın batıdan sınırladığı alanda, üst seviyedeki taban kalıntılarından başka kayda değer bir buluntu ele geçmemiştir. Buna karşılık, duvarın batısında kalan geniş alanda (5-6 G/M1), duvarın kuzey ucuna yakın kesimde saptanan, bozulmuş tablasıyla bir fırın kalıntısı ve fırının hemen güneyinde taban yüzeyine yayılmış yerinde kırılmış kap kacak parçaları ve öğütme taşları burada da bir yapının bulunduğunu belgelemektedir (Resim 5). M1 mekânı güneyden ± 2m uzunluğunda bir duvarla sınırlanmaktadır. Uzun duvara bitişen bu parçanın M1 mekânının taban seviyesinden daha derin bir düzlemde köşe yaparak güneye doğru döndüğü belirlenmiştir (6 G/M2). ![]() Resim 5: 5-6 G/M1 mekânı taban üstü buluntuları. 6 G açmasında saptanan kare plânlı mekân (M1), Güvercinkayası’nda bir ilktir. Bu mekânın kuzey ve doğu duvarının uçları, 6 H’dan devam ederen ana duvarın köşe yaptığı noktanın her iki yanına yaslanmaktadır. Mekânın batı duvarının hemen arkasında, iki fırın, ya da ocak kalıntısı saptanmıştır (Resim 6). Mekân içinde de, hemen kuzeybatı köşede bir fırın bulunmuştur . Mekân dolgusu yoğun taşlıdır ve tümüyle boşaltılamamıştır. Batı duvarının orta bölümündeki açıklık, bir kapı geçidi olarak yorumlanmak istenmektedir. Güney ve batı duvarlarının oluşturduğu köşede de bir bozulma vardır. ![]() Resim 6: 6 G/M1, kare mekân güneybatıdan, genel. 6 G/M1 ve 6 G/M3 mekãnlarının oluşturduğu köşenin dış duvarları arasındaki dar alanda yer alan silo (6 G/Ptk.1) da Güvercinkayası’nın ilklerindendir(Resim 7). Sur duvarınıa doğudan bitişen ve kalın bir duvarla korunan çifte siloyu saymazsak, şimdiye değin açığa çıkarılan tüm silo kalıntıları konut içlerinde konumlanmıştır. ![]() Resim 6: 6 G/M1, kare mekân güneybatıdan, genel. Yukarı yerleşme: 7-8 F-G ve 9 F Açmaları (Resim 8) Yukarı yerleşmedeki çalışmalara, 7-8/F-G açmaları arasında kalan araba yolunun güneyden itibaren kaldrılmasıyla başlanmış, 8 F ve 8 G açmalarını ayıran bölümde anakayaya kadar inilmiştir. Bu çalışma sırasında, 8 G açmasından devam eden duvar parçaları, orta bölümdeyse çanak çömlekli akıntının son kalan örnekleri belgelenmiştir. 8 F açmasının çanak çömlekli akıntının bulunduğu orta alanı (doğu-batı yolu), kuzeyden ve güneyden iki uzun duvarla sınırlamıştır. Açma profili altında, bu orta alana dikine uzanan duvar uçlarının, sonradan eklenen taşlarla, bir kapı geçidi oluşturacak biçimde desteklendiği anlaşılmıştır. Kuzeyden kavuşan duvarın ucu, dikine ve yatay yerleştirilmiş iri taşlarla desteklenirken, 7 G’den devam eden yuvarlak dönüşlü duvarın 8 F’ye bakan dış yüzüne küvet biçimi olası bir silo eklenmiştir. ![]() Resim 8: Arka plânda savunma duvarıyla yukarı yerleşme. 8 F açmasında gerçekleştirilen çalışmalarda, doğu-batı yolunun güneyinde kalan alt basamak dolgusu temizlenmiştir. Yolun kuzeyinde kalan alandaysa 7 F açmasından devam eden (M5) yangın dolgusu içine inilmeye devam edilmiş ve büyük fırının (Tn.10) içi boşaltılmıştır. Fırının arka çeperinin ve yan duvarının, 7 F/M4 ve 8 F/M5 odalarını birbirine bağlayan kapının batı kanadının kullanım dışı bırakılmasıyla oluşturulduğu anlaşılmıştır (Resim 9). ![]() Resim 9: 7 F/M4 ve 8 F/M5 odalarını birbirine bağlayan kapının batı kanadına eklenmiş fırın (Tn.10) ve kapı dönüşüne ait sıvalar. Geçen dönem, sadece bir çeyreği açılabilen 7 F açması kuzeye ve batıya doğru genişletilmiştir. Genişletilen alanda, kuzey yamaç boyunca ilerleyen kerpiç teras yapısının devamı ortaya çıkarılmıştır (Resim 10). Kerpiç teras bu bölümde, kuzey doğrultusunda düşen dik bir kaya kütlesine kavuşmaktadır. Yapı belgelendikten ve analizlik örnekler alındıktan sonra tümüyle kaldırılarak sur duvarının üst taş sıralarına ulaşılmıştır. ![]() Resim 10: 7 F açması kerpiç tuğla teras yapısının batı bölümü. Dıştan bakıldığında, dikdörtgen planıyla bir bastiyonu anımsatan ikinci kuleden devam eden sur bedeni, hafif içbükey bir kıvrımla, kerpiç terasın da yaslandığı kaya kütlesine bitişerek sonlanmaktadır. Sur bedeninin alt taş sıraları, daha düzgün örülmüşken, günümüze kadar ulaşabilen üst taş sırası, alel acele geçici olarak yerleştirildiği izlenimi uyandıran, çok iri bloklardan oluşmaktadır. Bu kesimde de sur bedeni, anakayanın yükselti basamaklarına uyacak biçimde inşa edilmiştir. Bu bağlamda, kule ve dikdörtgen bastiyon benzeri yapı, doğal meyile uyarak daha aşağıya inerken, sur bedeni daha yüksekten geçmektedir (Resim 11). 7 F/M4 mekânını doğudan kapatan uzun duvarın alt sıralarının, sur duvarının üzerine kadar uzanmasıysa tabakalanma açısından ilginç bir saptamadır. ![]() Anakayanın doğal yapısına uyacak biçimde yerleştirilmiş sur bedeni ve bastiyon benzeri dikdörtgen kule. Ağır bir yangının izlerini taşıyan 7 F/M4 mekanındaysa, yangın curufu içinde inilmiş, yerinde kırılarak kalmış çok sayıda ve değişik formlardaki kap kacak belgelendikten sonra, tümlenmek üzere parça parça kaldırılmıştır (Resim 12). Bunlardan bir küpün dikey kulpları, düzgün işlenmiş tırnaklarıyla ayak biçiminde şekillendirilmiştir (Resim 13). ![]() Resim 12: Ağır bir yangının izlerini taşıyan 7 F/M4 mekânı ve yerindekırılarak kalmış çanak çömlek. ![]() Resim 13: Ayak biçiminde şekillendirilmiş dikey kulp. Çanak çömleğin toplanmasından sonra ortaya çıkan taban düzleminin orta yerinde yuvarlak bir ocak yer almaktadır. Odanın batı sınırını, bir kaya kütlesi oluşturmaktadır. Bu kaya kütlesiyle kiler hücresini ana mekândan ayıran kuzey duvarının oluşturduğu köşenin, yerden hafifçe yüksek bir platform şeklinde sıvandığı anlaşılmıştır. Odanın doğu duvarı önüne üstten açılmış ve bir yıl önce içinden siyah açkılı iri bir depo kabının parçalarının çıkartıldığı derin çukurun kuzey kesimindeyse yangın evresine ait, taş çeperli bir silonun ucu saptanmıştır (Resim 14). ![]() Resim 14: 7 F/M4 mekânı taşınmazlarıyla taban düzlemi, genel. 7 F açmasının batıya doğru genişletilen bölümünde, alanı kuzeyden kapatan kaya çıkıntısının hemen arkasına ağızı batıya bakan, oval bir fırın yerleşmiştir. Fırına güneyden içinde öğütme taşları bulunan bir işlik, bu işliği de dikdörtgen olası bir silo bitişmektedir. Aynı odanın geçen kazı döneminde 8 F/M9 açmasındaki bölümünde , doğu ve güney duvarının kesiştiği köşede saptanan silo ve silonun hemen yanında yer alan işlikle beraber tümü henüz açılamıyan bu odada belirli işlerin yapıldığı anlaşılmaktadır (Resim 15). ![]() Resim 15: Bir işlik olarak kullanıldığı önerilen7-8 F/M9 mekânı doğu alanı; ön planda ağızı batıya bakan fırın. Yeni kazı alanı olarak belirlenen 9 F açması (4 x 9 m), zirve düzlüğünü güneyden kuşaklayan yüksek kayaların hemen önünde yer almaktadır. Yerleşmenin diğer alanlarına göre çok az mimari kalıntı içermektedir. Yüksek kayaların hemen önündeki kesimde, etrafı tek sıra irice taşlarla çevrili, yassı plakalarla döşeli bir podyum bulunmaktadır. Bu podyuma kuzeyden biraz daha derin bir konumda, gene irili ufaklı taşların oluşturduğu bir dolgu bitişmektedir (Resim 16). ![]() Resim 16: 9 F plânkaresi, taş döşeli podyum ve önünde uzanan taş dolgu. 8 F açmasına komşu kuzey kesimdeyse, etrafı balık sırtı tarzında irili ufaklı taşlarla örülü, batıya bakan yüzünde karşılıklı olarak dikey yerleştirilmiş iki iri taşla oluşturulmuş bir açıklık mevcuttur. İki dikey taş arasında, yere yatırılmış taş plakanın eşik vazifesi gördüğü düşünülmektedir. Yaklaşık 1.5 m uzunluğunda, oval biçimli bu yapının da işlevi diğerlerinde olduğu gibi kesinlik kazanmamıştır (Resim 17). ![]() Resim 17: 9 F açması doğu kesminde yer alan balık sırtı tarzında yerleştirilmiş taşlarıyla oval yapı, batıdan. Mimari kalıntıların azlığına karşılık, 2009 kazıları için en önemli sayılabilecek iki damga mühür bu plânkarenen küllü topraklı üst dolgusundan gelmiştir. Üçgen kesitli, kemikten dikine delinmiş ip delikli mühürlerden biri tüm, diğeriyse kırılmış olarak ele geçmiştir. Tüm olanının üzerinde, birbirine bakan iki insan motifi seçilmektedir (Resim 20). Mühürlerin Doğu Anadolu – Kuzey Mezopotamya kökenli olduğu düşünülmektedir. Bu varsayımı güçlendiren bir başka bulgu da açık renk hamurlu çanak çömleklerin bu alanda çok yoğun ele geçmesidir. Küçük Buluntular: Hammadde türlerine göre ele alındığında, en yoğun grubu çoğunluğu koyu renk açkılı depo kaplarını yansıtan çanak çömlek oluşturmaktadır (Resim 18: 1-2). Aşağı yerleşmede ortaya çıkarılan örneklerin bir bölümü, yerinde bırakılarak koruma altına alınmıştır. Yukarı yerleşmede, yangın geçirmiş 7 F/M4 mekânında ele geçen kap kacağın tümünün rengi yüksek ısı nedeniyle kırmızıdan beyaza dönüşen renklerdedir. Ağırlıklı olarak yerleşmenin üst tabakalarında ele geçen açık renk hamurlu mallarsa ekip üyemiz Ark. MA. I. Demirtaş tarafından bir doktora tezi kapsamında ele alınacaktır. ![]() Resim 18: GK’09 tümlenmiş çanak çömlek ve başlıca diğer küçük buluntular. Obsidiyen aletlerin incelenmesi sürdürülmektedir. Yonga ve dilgi çekirdeklerinin özellikle yukarı yerleşmede ele geçmesi, bazı aletlerin yerleşmenin bu bölümünde üretildiğini belgelemektedir. Küçük buluntular açısından üçüncü baskın topluluğu, kemik ve boynuz aletler meydana getirmektedir. Hayvan kemiğinden üretilmiş önemli buluntular arasında bir kemer tokası parçasının yanısıra iki adet damga mühür dikkat çekicidir (Resim 20). Bu üç buluntunun dışında, olağan bız ve mablakların yanısıra, özellikle aşağı yerleşmede kuzey yamaç dolgusu içinde, çok sayıda, alışılagelmişin dışıda uzun ince namlulu bız benzeri alet ele geçmiştir (Resim 19). ![]() Resim 19: GK’09 başlıca kemik aletler. Taş buluntular arasında, beyaz mermerden idol dışında (Resim 21) kırmızı renkli bir taştan imal edilmiş konik boncuk (Resim 18:4) ve iki adet koyu yeşilimsi sert taştan yassı baltacık (Resim 18:3a, 3b) , bu kazı döneminin önemli buluntulardandır. ![]() Resim 20: Kemikten yapılma, üçgen kesitli damga yüzünde iki insan betimlemeli, 9 F açmasında tüm olarak ele geçen mühür. ![]() Resim 21: Mermerden, kundakta bir bebeği temsil ettiği düşünülen idol. Sonuç: Güvercinkayası 2009 Kazısı, yukarı yerleşmeyi aşağı yerleşmeden ayıran savunma sisteminin günümüze kadar ulaşabilen kadarıyla eksiksiz açığa çıkartılması, aşağı yerleşmenin umulandan çok daha iyi durumda kuzey ve batı yönlerinde ilerleyen yamaç konutları ve yukarı yerleşmenin güney sınırında ele geçen iki damga mühürün yanısıra açık renk hamurlu mallarla çok önemli verilere götürmüştür. 1996 yılından beri araştırmaları kesintisiz sürdürülen Güvercinkayası, şimdilik kaydıyla kentleşme öncesinde Orta Anadolu topluluklarının nasıl bir devinim geçirdikleri belgeleyen, Yakın Doğu’nun bu denli geniş çapta ortaya çıkarılmış tek yerleşmesidir. Kazıların ileriki yıllarda da sürdürülmesinin , daha pek çok önemli noktayı aydınlatmada yardımcı olacağı da kesindir. Tek sorunumuz, son beş yıldır düşük olan baraj gölü su seviyesinin, yoğun yağış nedeniyle büyük bir yükseliş göstererek özellikle etekte bulunan kazı alanlarımızı yeniden tehdit etmesidir. |





















